Image-empty-state.png

Sıçramalı Düşünce ve Bilimsel Öngörü

Ahmet Eren Durmuşbaş
16/04/2021

Ahmet Eren
Durmuşbaş
(Yazar)

Ahmed Faruk Arslan.jpg

İnsana mahsus olduğunu sandığımız pek çok zihni kabiliyetin diğer canlılarda da kısmi olarak mevcut bulunduğunu her geçen gün yeni bulgularla daha iyi gözlemlediğimiz bu çağda, insanın gelecek öngörüsünü ve sıçramalı düşünce yeteneğini henüz hiçbir canlıda göremiyoruz. Bu sebepledir ki kültürün, medeniyetin ve bu yazıda daha detaylı değineceğim üzere bilimin dolaylı akıl yürütme tekniklerini yalnızca insan türünde tecrübe ediyoruz.

Sıçramalı düşünce terimi, insanların doğrudan edindikleri verilerden yola çıkarak dolaylı sonuçlara ulaşmasını ve kurduğu sitemlerde de yalnızca bugünün değil yarının da muhasebesini yapmasını tarif eder. Yazının icadı ile sesleri muhtelif sembollerle ifade etmemizden takas usulünü değeri bizim tarafımızdan belirlenen madenler ve banknotlarla değiştirmemize değin insanlığın pek çok buluşu sıçramalı düşüncenin örnekleri arasında yer alır.

Özü deney ve gözlemden beslenen fiziki bilimler ve doğa bilimleri, sıçramalı düşüncenin en hayret verici misallerine sahiptir. Bulunduğumuz devirden milyarlarca yıl öncesini modelleyebilmemiz ve Dünya’ya milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki gökcisimlerinin hareketlerini tayin etmemiz de bilimin sıçramalı düşünce becerisi sayesinde mümkün olmuştur. Bilim tarihi bu öngörü yeteneğinin sayısız örnekleriyle dolu olsa da birkaç tanesini burada paylaşmak, hem bu öngörünün ölçeğinin daha iyi kavranmasına hem de okuyucunun zihninde yeni bağlantılar kurulmasına hizmet edeceğinden faydalı olacaktır.
Lise veya üniversite düzeyinde fizikle haşır neşir olanlar muhtemelen eylemsizlik momentine aşinadırlar. Şeklini koruyan cisimlerde kütlenin nasıl dağıldığıyla bağlantılı olan bu büyüklük, cismin açısal momentumunu ve açısal hızını etkilemektedir. Dünya’yı bir küre olarak düşündüğümüzde bu büyüklük yaklaşık “0,4MR²” olması gerekirken hesaplarımız bize yaklaşık “0,339MR²” olduğunu göstermektedir. Bu da bize Dünya’daki kütlenin merkezde daha yoğun, yüzeyde daha seyrek olduğunu söylemektedir. Muhtemelen Dünya’nın jeolojik yapısıyla ilgili bize öngörü sağlayacak daha yüzlerce veri varken bu örnek dahi bize bilimin dolaylı bulgularıyla ilgili çok şey öğretmektedir.

Astronomi, bilimdeki sıçramalı düşünce, öngörü kabiliyeti ve dolaylı sonuçlar elde etme yetilerinin en belirgin olduğu alanlardandır. Zira uzak gökcisimleriyle ilgili neredeyse bütün bilgilerimiz bize ışık vasıtasıyla gelir. Fakat maharetli gökbilimciler bu ışıktan yola çıkarak yıldızların bileşenlerini, kütlelerini, uzaklıklarını, bizden ne hızda uzaklaştıklarını veya bize ne hızla yaklaştıklarını ışığı kullanarak tespit ederler. Bu veriler bize geçmişin portresini de çizdiklerinden evrenin farklı yaşlardaki durumunu da anlamamıza yardımcı olurlar.

Eratosthenes’in Dünya’nın çevresini ölçtüğü deneyinden Einstein’ın genel göreliliğine bilim tarihi, bir bakıma dolaylı bilginin gün yüzüne çıkarılmasının da tarihidir. Galileo nesnelerin durma eğiliminde değil hareketlerini olduğu gibi sürdürme eğiliminde olduklarını öne sürdüğünde nasıl insanın düşünce dünyasında bir çıta atlattıysa bugün de bilim adamları evrenin, gezegenimizin ve hayatın işleyişine dair çalışmalarıyla medeniyet tarihinde çığır açmaya devam etmektedir. Yapay zeka teknolojileri, nesnelerin interneti ve bulut hizmetleri bu durumun günümüzde popüler olan bazı uygulamalarındandır. İşlemleri tek tek yapmak yerine işlem yapan algoritmalar geliştirmek ve verilerimizi sanal ortamlarda iletmek bize insanlığın kat edebileceği soyutluk düzeyi hakkında da düşünme fırsatı vermektedir.
Sıçramalı düşünce, insanlık tarihinin her bir köşesinde kendini göstermiştir ve halen de göstermeye devam etmektedir. Bilimin gelişmesiyle birlikte katmerlenerek artmış, bize geçmiş ve gelecek modellerimizde yardımcı olmuştur. Bilim dünyasında bir sonraki devrimsel gelişme de yine bir zihinsel atılımdan kaynaklı olacaktır. Teknolojideki gelişmelerin hızına yetişmekte zorlanan bugünün insanı için de en makul ve kuşatıcı adım da sıçramalı düşünce kabiliyetini artırmak olmalıdır.

Ahmet Eren
Durmuşbaş
(Yazar)