Image-empty-state.png

Kendime Fiske

15 Şubat 2022 11:17:56

Ahmed Faruk Arslan.jpg

KENDİME FİSKE

Soğuk bir Eskişehir gecesinde, gün doğmaya yakın ya da uzak. Gün ne zaman doğuyor bilmiyorum. Bilmeyişimin ayrımına şu anda varıyor oluşum da şaşırtıcı. İnsan ne de önemsemiyor bazen böylesine detayları…
Sigaramı içişimde sıralanan tümceler ne de bana belirsizce gelen savrukluğuyla yatağını oluşturuyor. Duyumsamamı özgürleştirmek adına (mı desem) düşünüyordum. Böyle bir işlevselliği var mıydı iç dünyamın emin değilim?

"Gitarım Usulca Ağlarken"

Tanıdık olmayan yerleri, mekan yapma çabamdı içimdeki zikzaklar. Yazarın zor işi buydu. Kuşanmışlığı aşmak. Kırmızı ışıkta bekleyen taksici sabrı, ürkek köpek adımlaması ve kadraj mesafesi dostluk. Vedalardı zihni kurcalayan, selamlaşmalardı konuşmalar ve dergi kapakları.
Yineden çalan şarkılar ve beliren-belirgin duygular. Belki tanıdıkların arasında. Küçük laboratuvarımda deneyselleşme. Aşamayışın duvarlarında eşeleme. Tuğlayı çek, duvarı yık! Ne de ateşli cümle. Sloganvari hezeyan. Yapamayışlarımızın politikaya sızışı traji-komik sayıklama.

Her haykırış bir yapılamayış mıydı yoksa? Manifestolar nasıl yazılmalı ve yeni bir eve nasıl alışılmalı? Hele de kendi yaşamın varsa? Yazı böylesine “an”lıklardan arındırılmalı, mı? An'a hapsolmak öznelliği yeniden kuruyor. Kapalı anlatım kişiye tutsak kümede var oluyor. Başlı başına, elin tersiyle itilemez. Üzerine gidilir. Başka duyumsama olanaklarını var ettikçe değerlenir. Anı, anıya dönüştüren nedir?

Sabır. Dayanmak. İnsanı kuşatan, kuşattığı kadar saran, sardıkça ısıtan; içinden gelen coşkuya, sele, boşalmaya dayanmak.Yazıya yakışan, yazılmaya değer olan böylesine direnç mi? Boşalma engellenebilir mi? Ya da yazı gerçek aşığa saklanan (varsa öyle bir şey) birleşme için ön deneyim midir? Tümceler ve eline gelen sözcükler ne anlatır ki? Kendinden geçmişlikten başka..?

Arda Çelik

15 Şubat 2022 11:19:39