Image-empty-state.png

Tarihi Fiske

1 Ocak 2021 15:18:42

Arda
Çelik
(Yazar)

Ahmed Faruk Arslan.jpg

Olay ve olguların kendisi ile nitelikleri ortaya konmaya çalışan bilimsel hassasiyet, benimsenen değerlerle çatışabilir. Bu çatışma olay ve olguların kendisini ile niteliklerini gölgeleyecek bir hal alabilir. Özellikle de sosyal bilimlerin laboratuvarı olan tarihin üstüne düşen gölge karanlık bir mahiyete bürünebilir. Tabiri caizse olay ve olguların kendisi ile niteliklerini ortaya koyma çabası, sırtını tarihin yanlı yorumuna dayayanların yerlerinden hoplamasına neden olacaktır. Denebilir ki tarihin yansız yorumu mümkün müdür? Mümkünatı ayrı bir tartışma olmakla beraber peşinen cevap vereyim, mümkün değildir. Fakat mesele yorumun yanlı yapıldığının ve ortada sabit olay-olgular olmadığı sürece yorumun yapılamayacağının bilincinde olmaktır. Yerlerinden hoplayanların öfke nöbetine dönüşen hal ve hareketlerinin nedeni bilinçsizliktir. Tek gerçekliği kendi yorumları sananlar hele de yorumlamalarına dayanan inşa edilmiş gerçekliğe metafizik bir karakter atfettilerse vay halimize! Bundan böyle hakikat tekelcisi kendisinde, ona buna parmak sallama hakkını görür. Dinlenmez ise de nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir veciz sözüne dayanarak şiddet uygulamaya meşruluk atfeder. Tarihi bir şahsiyet, tahtında kelli felli otura dursun yediği önünde yemediği arkasında beklerken şakşakçıların tufanı sarayın kubbesinde yankılanır! Sanılmasın ki devlet-i aliyyenin cihan hükümdarına, melun-u kebire, kullarının canını iki dudağı arasında tutan haşmetliye övgü sadece yaşarken yapılır! Kemikleri un ufak, fermanı paramparça olmuş ahı gitmiş vahı kalmamışlara söz söylemek kimin haddine! Dalkavukluk insanlığın değişemez karakteridir. Ne de olsa insan beşer şaşar(!).

Maalesef ki yazarların, aydınların(!), araştırmacıların ve hatta tarihçilerin elinde tarih bilimi dalkavukluğun aracısı kılınmaktadır. Dalkavukluk sadece övgüyle de yapılmaz. Sesini çıkarmama, doğru bildiğini söylememe de dalkavukluktur. Sanılmasın övgü dolu sözler arasında aykırı ses duyulmaz! En çok da o duyulur. En çok da o kulak tırmalar! Elbette o rahatsız eder! Tarih nihayetinde inşa edilmiş gerçekliktir. Ve o gerçekliğe en sert darbe dik kalemlerden gelir!

Bilinmelidir ki olay ve olguların kendisi ile niteliklerini ortaya koyma çabasının öznel değer ve gerçeklere kurban edilmesi ile akan kan hiçbir yere ulaşmamakta, dua niyaz ve niyetler ise boşa çıkmaktadır! Unutulmamalıdır ki bilimsel çabanın ortaya koydukları er geç kendi gerçekliğine gömülen karanlık zihinleri ve bu zihinlerin tarihini paramparça edecektir!

6 Ocak 2021 10:07:37