Büyülü Bir Roman: Berci Kristin Çöp Masalları

Keramettin Topkara

10 Ekim 2022 03:02:40

Latife Tekin, Berci Kristin Çöp Masalları’nda Çiçektepe adlı bir gecekondu mahallesinin kuruluşunu, bu mahallede yaşayan insanların hayatlarını, köyden kente göçen insanların şehirde yaşadıkları çeşitli sıkıntıları ele alır. Daha iyi bir gelecek için köyden kente göç eden insanlar, umut ile çaresizlik duyguları içinde büyük şehirde var olma mücadelesi verir. Romanda göç edilen şehrin kuralları ile geldikleri kırsalın kuralları çatışma içindedir. Berci Kristin Çöp Masalları’nda yazar, çöpün kenarında kurulan Çiçektepe gecekondu mahallesindeki yaşamı büyülü gerçekçi bir anlatımla, düşle gerçeği harmanlayarak anlatır. Bu yönüyle yazar, gerçeği masalsı bir atmosfer içinde okuyucusuna sunar.

Köyden kente göç eden insanların kentte yaşadığı sıkıntılar, Berci Kristin Çöp Masalları’nda ele alınan konulardan biridir. İşsizlik, yoğun çalışma hayatı, fabrika işçilerinin patronlarca ezilmesi, geçimini çöplerden sağlamak gibi pek çok sıkıntı Çiçektepelilerin yaşadığı sıkıntılardandır. Çiçektepeliler umut ile çaresizlik döngüsü içinde yaşamaktadırlar. Örneğin ilaç fabrikasından çıkan, konducuların “fabrika karı” dedikleri zehirli toz mahalleleye hastalık yayar. Fabrika sahibi, Çiçektepelilerin ayaklanmaması için tüm mahalleye yoğurt dağıtır. Gecekondu halkı, kendisini sömüren fabrika patronlarının ufak hediyeleriyle kandırılır, âdeta onlara boyun eğer. Romanda buzdolabı fabrikası sahibi Bay İzak, fabrikasının verdiği zarardan etkilenen Çiçektepe halkına süt dağıtır: “Buzdolabı gazından boğulan kondulara süt dağıtılacağını açıkladı. Konducuların ağzına süt akıtıp yoğurt çaldı. Ardından fabrikasının yanı başına konducular için cami kurdu. Konducuların kabaran öfkeleri, Bay İzak’ın bir yıl boyunca her gün kondularına dağıttığı birer kilo sütün kabaran köpükleri gibi söndü.” (s. 66) Servet Erdem’in “Büyülü Gerçekçilik ve Halk Anlatıları” adlı makalesinde belirttiği üzere “… büyülü gerçekçi yazarın bir amacı da sömürgeciye yanıt vermek, onun baskılarıyla yitirdiklerine geri dönmek, kendini anlatmak fakat bunu kendine özgü olandan yararlanarak yapmaktır.” Roman boyunca Çiçektepe halkının duyguları bazen fabrika sahipleri, bazen siyasi parti temsilcileri, bazen de din adamları tarafından sömürülür.

Berci Kristin Çöp Masalları’nda büyülü gerçekçilik akımının yansımaları görülmektedir. Büyülü gerçekçi metinlerde görülen özelliklerden biri de “yazarın ketumluğu”dur. Büyülü gerçekçi metinlerde, gerçekçi düzey ile büyülü düzeyin uyumlu bir bütün, daha doğrusu “denge” içinde olmasını sağlamak için olağanüstü ögeler oldukça doğalmış gibi sunulur, karşılanır ve yine bu amaçla yazarsal bir ketumluk metin boyunca işler. Berci Kristin Çöp Masalları romanında, Güllü Baba, kör olur, Allah Güllü Baba’yı kör ettiği için pişman olur. Bunun üzerine Allah ona göz yerine kuvvetli bir zihin gücü armağan eder. Burada Güllü Baba’nın Allah ile konuşması fantastik bir ögedir. Yazar bu fantastik durumu gündelik yaşamda yaşanabilecek bir durummuş gibi yansıtır. Büyülü gerçekçilik akımına göre bu, “yazarın ketumluğu” kavramıyla açıklanır. Ayrıca Güllü Baba’nın toprağı dinleyip ağlaması, onun sözlerinde eski zaman dervişleri gibi hikmetler aranması, gözyaşlarının bir anlamı olması sıradan bir gerçeklik gibi verilir: “Çiçektepe tüm umudunu Güllü Baba’nın gözlerinden akıttığı hikmetli suya bağladı. Güllü Baba bir yandan fabrikalar, rüzgâr çöp ve işsizlik üstüne çeşitli görüşler ileri sürerken, bir yandan da su için artıklardan, çöpten yayılan hastalıkları geçirmek için, iş için durmadan toprağı dinleyip ağladı. Gözlerinden sel gibi yaşlar akıttı.” (s. 35) Romanında yazar; düşle gerçeği dengeleyerek, masalsı fantastik ögeler kullanarak, tanıdıklaştırmalara başvurarak büyülü gerçekçilik akımından yararlanır.

Berci Kristin Çöp Masalları, odak bir karakter veya olay üzerine kurgulanmamıştır. Romanda Çiçektepe adlı gecekondu mahallesindeki konducuların çeşitli sıkıntıları, çaresizlikleri, sömürülmeleri işlenir. Gerçekle hayalin iç içe geçtiği romanda olaylar ve kişiler fantastik bir düzlemde ele alınmıştır. Ancak yazar, fantezi ile gerçeği dengelemiş, okuyuculara da tanıdık bir dünya sunmuştur.