Bir Militan Silahına Davrandı

Arda Çelik

17 Ekim 2021 18:33:01

Telaş kapladı her yanı. Koşturmaca hakim sokaklarımda. Şehrimde siren sesi. Parmaklıklarda şakırtı. Silahına davrandı bir militan. Mırıldandı, bir gün bitiririm umuduyla başladığı şiiri.
“Yarım türkü, yarım vuslat, yarım cigara.
Küllerini savurdu zaman.”
Kucaklaştı dünüyle, kollarını açtı ölüm. Kararlı bakışları ardında, bir çocuk salındı ılgıt ılgıt. Artık çok geçti. Metalin soğuğu restini çekti. Parmağı tetikte. Gözü namluda, ucunda nişanı. Yolladığı selamlar alınmış mıydı, kuşlarla söyleşmesi bitmiş miydi? Dökülen terdi bugüne kadar. Verilen emek. Karşılıksız vuruşma. Kahpe feleğe inat, çomak sokuldu tekere. Yıkılsın bu düzen! Sabır taşı çatladı, çağıldadı öfke, gümbürdedi dağlar. El ele verilen hayat, fidanı söküp aldı bağrına. Gömdü, toprağın karanlığına. Ateş yakmıyordu, çığlık duyulmadıkça. Sular taşmıyordu, denk düşmedikçe. Düşen çığlıktı sokağa. Düşen vurgundu, talandı, hırsızlıktı. Çalınmıştı bir genç halkından. Çalınmıştı bugün, yarından. Çalınmıştı düşleri militandan. Kan tutuyordu, kan çağrıştırıyordu, kana susamıştı Ekim. Ve katliam, ve katliam, katliam. Katledilen yaşam!

Düşmanı mert bilmişti, militan. Dostu dost. Doğruyu doğru. Yanlış, yanlıştı lügatında. “İnsanın kendi siyasi yanılgısını mertçe ve dürüstçe itiraf etmesi bile kendi başına büyük bir politik eylem.” idi. Ve de haykırılmalıydı yüze! Fısıldadığı şiir, soluduğu umuttu. Yiğitçe vuruştu, kalleşçe vuruldu. Bilmediği ayak oyunlarında, özgürce yürüdü. Ezilirken başlar, dikleşti. Yürek diretti, aşkla ördü ağlarını. Dert etti, sıçrayan çamuru. Düşmanlaşmadı. O düşerken yükseliyordu, o kaybederken kazanıyordu! O kazındı belleklere o ki dünyanın dört yanından dirençlerin bileşkesi! Yıldızlaşan yumruğuyla istençlerin parıldayan bekçisi! Karanfillerin kızıla çalan tonu. Omuzdaşların başladığı marş. Kenetlenen yürek, sıkılan yumruk, dikilen göz. Ve sloganlaşan gövde! Proveke, proveke, proveke.

Kışkıran, baharaçan gün doğumu! Savrulan öfke, edilen yemin. Ekilen tohum, açılan söz, bitmeyen tümce. Sorulacak hesap ve de kaçınılmaz yüzleşme. Şakıyan silah, düşen çığlık, süren çınlama. Yas tutmuş, kan kusuyor. Nasır tutmuş, aşınıyor. Göz yaşında çelikleşiyor. Harlanıyor, kıvılcım atıyor; sarıyor, sarmalıyor çevreyi, sarılıyor çevresi. Çekiliyor silahlar, pusuya düştü militan. Namluların gölgesi beliriyor. Karanlık yüzlerde vahşi tebessüm. Bileniyor intikam sözcükleri. Dişlerinde et, kemik ve deri. Ellerinde ise kan! Basılıyor tetiğe, basılıyor, en gencimiz ölümle tanışıyor…