Soysuz Öfke

Arda Çelik

28 Ocak 2021 16:08:24

Argümanı göğüsleyememekten nefret ediyorum. Söylediğimin dikkate alınmıyor oluşunu sezinlemekten rahatsızlık duyuyorum. En güvendiğim alanın tarumar edilmesine, o kavrayışa erişemiyor oluşuma tahammül edemiyorum. Sanki bir anda düşünce cephelerim aşılıyor, mermilerim tükeniyor, işgale uğruyorum. Zihnimin duvarlarına inen balyoz darbeleri. Adımlamalarıma çelme takan hain pusu. Olamaz. Kabul edilemez! Nasıl olurda bir başkası, hele de tanımadığım birisi, beni, bak diyorum ki beni, kaale almaz, nasıl? Kitaplardan, makalelerden bahseder ki o kişi, kütüphanelere düşman olurum. Gözümü kan bürür. Belli etmek istemediğim duygularımla, mimiksiz suratımla, manalı bakışlar atar, arada sinir bozucu gülümsememi takınırım. Heyhat. Kendiyle kavgası olana bulaşılır mı ulan! Hemen başka konuya çeviririm odağı. Karizmamı konuştururum. Mesafemi koyar beklerim. Bir yanlış yapsa da üstüne çullansam, bıçak darbelerini ardı ardına indirsem, insanların duygularına hitap edip kendimi haklı çıkarsam. Cinayetin şehveti ile derin bir soluk alıp sigaramdan uzunca üflesem... Çoğu zaman kurgusal düzeyde kalsa da neyse... Kabul görmeyişin, yetersizlik izlerinin marazları bunlar. Sevilmeyi başka yerlerde aramanın. Onayı, takdiri başkasından duymanın ve şişkin egonun. Ruhsal düzeyin anlık karşılığını almak, ansızın yakalanmak isterim. Çoşkunluğumla birleşenleri görmek ve yönlendirmek. Psikopatlık derecesine varan yönetme isteği. Ah git başımdan, uzaklaş. Seni kontrol edemiyorum. Vahşet, öfke, şiddet çağrıştırıyorsun bende. Bozuk ve eklektik duygularım ve insanlarla problemlerim, hepsi iç içe geçiyor. Çelişki yumağı. Zıtlık. Ve sürekli mücadele ettiğime dair hissiyat. Sesim duyulmadıkça artan öfke ve çığlık. Boş bakışlar yakaladığımda beliren yinelik duygusu. Tekrar. Tekrir. Ah sözlerimde boğuluşum. Ah duygu seli. Ah düşüncenin keskinliği. Kitaplardan konuşanlara düşman ediyor beni yetersizliğim. Bir cahilin bilgiye, yobazın bilime olan düşmanlığını anlayabiliyorum. Ah ne yaman çelişki. Düşmanlarımı anlayabiliyorum. Yüreğim paramparça oluyor. Kavgada yumruk sayılmaz derler. Sayıyorum. Nerede şiddet var alıyorum içime. Soysuz öfkem birikiyor. Yumak halinde. Kompakt. Özüt. Yönelmeyi bekliyorum. Kim o masum ve çaresiz? Yumruğumla ezilmeli! Kim o bana karşı çıkan? Rahmet dilemeli! Neredesin, nerede? Saklanamazsın. Bekliyorum seni kuytularda, köşelerde. Ben şerefsizim. Ben bana yönelen her büyük gölgeye düşmanım. Bekliyorum, silahımı kafana dayayıp düşüncelerini, zihnini, beynini dağıtacağım anı, bekliyorum. Tüm düşüncelerim öyle kolay mı oluştu sanıyorsun? Nasıl olur da beni alt edebilirsin. Hepsinin hatırasına dokunabileceğini mi sandın? Ulan ben ki her düşüncemi tartmışım! Ulan ben ki her düşüncemin eylemsel kurgusunu oluşturmuşum! Ulan ben ki düşündüğüm gibi yaşamışım! Yalnız, dertli, harap, bitap. Sen kimsin ulan? Beni yenebileceğini mi sandın it? Tüm canlı ve hayat dolu imgelerimi söndürdün. Tüm insansı umudumu söküp aldın. Şimdi geriye kötülükler kaldı. Tarihimin derinliklerinden gelen kötülükler. Söyleşe söyleşe düşünceden düşünceye sirayet eden karanlıklar. Katran kapladı her tarafı. Yapış yapış irin. Plastik yanığı. Kirli kan... Ulan ne yapıyorum ben kendime?